felekten bir gece


Son zamanlarda seyrettiğim en ‘Amerikan’, güldürü unsuru üst seviyede ve hikaye kurgusu iyi yapılmış film: The Hangover (Felekten Bir Gece)

Haftasonu yapılacak şeyler arasına mutlaka bu film de alınmalı.

Fragmanlarına bakıp filmi izledikten sonra ‘yok bu fragman gerçekten de iyi bir fragman olmuş’ dediğim film son zamanlarda denk gelmiyordu. The Hangover’ın ilk fragmanını gördüğümde ‘işte bu filmi merak ettim’ hissine kapıldım.

Şimdi filmi izledikten sonra fragmana tekrar döndüğümde, ‘fragman da iyi yapılmış, film de iyi yapılmış’ diyorum.

Bekarlığa veda partisi yapmak üzere Las Vegas’a giden birbirinden her açıdan farklı dört karakterin düğüne yetişme hikayesi. Klişe gibi gelse de kulağa, inanın filmi izlerken pek klişelere rastlamayacaksınız. Bagajdaki adam kim, tavuk otel odasına nasıl geldi, banyodaki kaplan ne yapıyor, Mike Tyson bir hikaye ile nasıl ilişkilendirilir, grupta her daim sakin kalmayı becerebilen birisinin olması neden iyi bir şeydir, dolaptaki bebek oraya nasıl gelmiştir?

Bu sorulara cevap ararken, bir güzel de eğleneceksiniz. Bu yazın en eğlenceli filmlerinden biri olabilir. Haa ‘duygusal komedi diye bir şey olmaz’ diyenler de olabilir. İnanın bu ‘duygusal’ komedi değil: Saf komedi.

Jenerik akarken salondan çıkamayacağınızı hatırlatıp (hikaye jenerikte de devam ediyor), tavuğun oraya nasıl geldiğini anlarsanız tekrar buraya uğrayıp bana anlatmanızı bekleyeceğim.

One Response

Leave a Reply