grup alışveriş siteleri ve ER-Ist

Geçtiğimiz ay grup alışveriş siteleri üzerine yazı hazırladım. Bu ayki (Eylül) digital age dergisinde görebilirsiniz. Elbette ki yer sıkıntısı yüzünden mümkün olduğu kadar önemli kısımları cımbızlayarak hazırlamaya çalıştım fakat aklımda birkaç nokta kaldı.
Birincisi internette geliştirilen iş modelleri arasında belki en hızlı kendini nakide çevirebilen bir iş modeli olduğu için girişimciler arasında bu kadar tutulan bir iş modeli olduğu ortaya çıkıyor. Zira elde edilen cirolara bakıldığı zaman çoğu internet iş modelinin ancak birkaç senede ulaşabileceği miktarlardan bahsedilebiliyor.
Bilhassa Markapon’un kurucu ortaklarından Can Turanlı’nın kurduğu bir cümle beni çok etkiledi. Turanlı, iş açıldıktan 20 gün kadar sonra tüm çalışanların maaşlarının çıktığını ve kısa bir süre içerisinde aylık en az 1 milyon TL’lik bir ciro oluşacağını beklediğini söylemişti. Hani internet üzerindeki iş modellerini de bir kenara bırakalım, offline dünyadaki bir mağazanın bile açıldıktan 20 gün sonra tüm çalışanlarının maaşlarını ödeyebilecek hale gelmesi belki çok çok az mağazaya kısmet oluyordur…

İnternet girişimcilerine her anlamda destek olmayı kendine misyon edinmiş bir başka organizasyonun da Türkiye ayağı geçtiğimiz ayın son günlerinde İstanbul’da gerçekleşti. Entrepreneurs Roundtable‘ın İstanbul organizasyonu beklediğimin çok üzerinde bir katılımla tamamlandı. Twitter’dan takip ettiğim, uzun zamandır tanışmak istediğim Barış Aksoy‘un gelmesi ise bir şans oldu. Groupon klonlarına ve Gilt (bizdeki Markafoni) klonlarına olan rağbet (hem girişimci tarafında hem de kullanıcı tarafında) Türkiye’nin olduğu kadar Amerika’da da trending topics listesinde olduğunu söyledi. ‘Gün geçmiyor ki yatırım arayan bir Gilt klonu kapımızı çalmasın’ diyordu.

Amerikan VC firmaları Türkiye pazarına girmeyi daha çok buradaki fonlarla birlikte yapıyorlar. Şimdiye kadar yatırım yaptıkları şirketleri Amerika’ya çektiklerine ve en azından oradan takip etmeyi tercih ettiklerine rastlamıştık. Fakat Barış bir de Türk girişimcilerin 100 bin dolarlık fonlarla daha çok ilgilendiklerini ve işlerini geliştirmek için daha fazla paraya ihtiyaçları olduğunda bile o 100 binlik yatırımlarla yetinmeye çalıştıklarını gözlemlediğini söyledi. Bizde girişimciler daha büyük paralar isteyerek yatırımcıları korkutmak istemediği için belki de böyle bir tutuma giriyorlar. Har vurup, harman savuranlar da yok değil tabii. Hele ki şu sıralarda VC fonlarının etkinliği konuşulurken Türkiye’nin yavaş yavaş doğruluyor olması bu ülkenin şansına olabilir. Türkiye’deki maliyetlerin düşüklüğü bizim için yazılım maliyetleri, çalışan maliyetleri olarak geçerli oluyor fakat bu fonlar için daha farklı masraflar çıkartıyoruz (satın alma maliyetleri, vergiler, şunlar, bunlar). Mevzuatın bu yönde biraz daha iyileştirilmesi gerekiyor. Umarım abuk sabuk erişim engellemeleri yerine internetin bu tarafıyla da ilgilenen birileri vardır.

Sonuç olarak geçtiğimiz ay boyunca Türkiye’de internet işlerinin bir önceki yıla oranla daha canlı geçtiğini görmek umut verici bir gelişmeydi. Umarım bu hızla devam ederek Türkiye’yi internet girişimleri açısından da kendi kendine yeten (ve hatta bununla da kalmayıp tüm bölgeyi ve dünyayı besleyen) bir ülke olarak görebiliriz kısa süre içerisinde.

Leave a Reply