fazla mesai sorunsalı ve odaklanma

Son yıllarda fazla mesai kavramının her sektöre iyice yayıldığını görüyorum. Kulakları çınlasın, Ali Taran’dan başka bu konuyu ciddiye alıp ‘fazla mesai yapan adamdan hayır gelmez’ düşüncesine kapılan kimse olmadı gibi geliyor bana. Reklam sektöründe, bilişim sektörününde, her geçen gün bir şeyler oluyor ve fazla mesai yapan insan sayısı artıyor. Bunun sonuçlarında da mutsuz çalışan sayısı ile işsiz kalan insan sayısı artıyor.

Yeni ekonomi ile bunun şekli değişecek elbette ama yeni ekonomiyi tam olarak hayatımıza alıncaya kadar (toplumun geneline yayılmasından bahsediyorum) bu konu üzerinde işverenler de, çalışanlar da büyük zarar görüyor.

İşveren açısından, işinden mutsuz, günlük hayatından geri kalmış, yorgun/argın çalışanlar demek iken; çalışanlar açısından da ‘kariyer’ adı verilen yolda yaşanan tökezlemeler ile birlikte gelen mutsuzluklar ve en basitinden yapabileceği şeyleri bile yapamadığı zamanlarda yaşayacakları huzursuzluklar olarak hayata yansıyor. İşin öte yanında da ilişkilerin/evliliklerin zor zamanlar yaşamasına da etkisi olmasından dolayı sosyolojik boyutlarda da üzerinde çalışılıp, resmi çözümler gerektirecek bir konu haline geliyor.
Fazla mesai derken, sevdiği işte, sevdiği işleri yaparak çalışan insanları ayrı tutmak gerekiyor elbette. Bu tip bir çalışma koşulunda insanların tatil bile yapmaksızın, ‘çalıştığını bile hissetmeden’ yaşadığını görüyoruz fakat bu şanslı insan kitlesi binde bir oranında kalabilecek kadar azınlığın yaşadığı bir mutluluk.

Elbette başarılı diye adlandırılan insanların geçmişinde ‘fazla çalışma’ faktörü de var. Tabii ki bir önceki paragrafta bahsettiğim şey burada devreye giriyor: Sevdiği işte çalışan insan ne kadar çok çalışırsa o kadar mutlu olur.

Fazla mesai yüzünden yaşanan problemlerde resmi kanalların devreye girmesini beklemek yerine, varın daha az kazanın ama sevdiğiniz işleri yapın. Robert Kiyosaki’nin ‘Zengin Baba Yoksul Baba’ adlı kitabını okuyun. Yapmak istediğiniz işi yapın, hayalinizdeki mesleğin gerçekten sizin mesleğiniz olup olmadığını görmek için kendinizi ertelemeyin. Deneyin, görün, mutsuz iseniz vazgeçin, mutlu olacağınız işi arayın.

Hatta mutsuz çalışanlarla dolu bir ekonominin ilerlemeyeceğine dair de bir çalışma var mıdır acaba diye düşündüm şimdi.

Leave a Reply