Blog konferansının ilkini kaçırmıştım. İkincisine katıldım. Konferans boyunca, "neden eskisi kadar sık güncelleme yap(a)mıyorum" diye düşündüm.
[Hemen araya giriyorum] Eksik söyledim. Konferans boyunca sadece bunu düşünseydim kendimden nefret ederdim herhalde. "Düşündüklerimden biri de bu idi" diyeyim ve rahatlayayım.
Kendimce birkaç sebep buldum. Önceleri "blog, boş adam işidir" diyenlere aksini ispat etmek için daha sık güncelleyebiliyordum belki. O sırada memlekette binlerce boş adam vardı ve bu lafı diyenlerden bir tanesi bile parmağını kaldırıp iki satırcık karalamadı. "Meşgul görünmeye çalışan" ve "iyiyi takdir etmeyen"den kork, çekin, kaç, uzaklaş, cüzzamlı muamelesi yap, orada durma da nereye koşarsan koş! Birincisi buydu diyelim.
İkincisi ne olabilir; sipariş üzerine yazı üretmekten sıkılan bir insanın kendi istediği şeyleri yazabilme isteğidir belki. [Yeter, daha fazla "belki" lafını kullanma!] Sonunda "not verilmeyen" bir sınav kağıdını doldurma rahatlığı da olabilir.
Üçüncüsü de kimseye bir şey öğretme derdinin olmamasıdır belki [sana bir üst satırda ne demiştim!]. Aslında bu dürtü hiçbir zaman olmamalı çünkü bu derdi en fazla yaşayan insanlar öğretmenler ve değerleri öldükten sonra "anlaşılırmış gibi yapılıyor". Eğitim dünyasında en sevilen öğretmenler, şimdiye kadar gözlediklerim arasında, aslında her dalda/pazarda/sektörde/konuda/branşta/ülkede olduğu gibi "benzerlerinden farklılaşan" öğretmenler: Çünkü onlar "öğretmeye uğraşmıyor". Belki de kendi bildiklerini tekrar edip durmaktan zevk alıyorlar. Bilmiyorum. Hiçbir zaman öğretmen olabileceğimi düşünmedim. Sanırım okuma-yazma bile öğretemem kimseye. (Askere giderken sahip olduğum korkulardan biriydi bu, kulaktan dolma bilgi ile, okuma-yazma öğreterek geçen askerlik hikayeleri.) Tahmin işte bunlar.
Dördüncüsü formatın değişiklik göstermesi olmuştur diye düşündüm. Son zamanlarda daha kısa girişler yapıyorum. Okuması kolay olsun diye mi, yoksa kısa yazmayı becermeye mi başladım, ben de bilmiyorum. (Bunları söylerken yukarıdaki metne baktım, pek kısa görünmedi gözüme.)
Bu satırları yazarken aklıma gelen şey, o sırada da aklıma geldi: Bunları listelemenin ne alemi var? Sanki "neden sık güncelleme yapmıyorum" sorusuna cevap verdiğinde daha mı sık güncelleme yapacaksın ya da güncelleme yapmana yardımcı mı olacak.
Değil aslında.
"Niye yazdım ki ben bunları" diye dertlenmiyorsan eğer, yaz gitsin.
Nasıl olsa daha yapılacak çok şey olduğu gibi, "yazılacak" çoooook şey de var.